« Önceki | Sonraki »

25/3/2007

KIBRIS VİLAYETİ HABERLERİ

KKTC kitaplarından Türklüğü sildiler
KKTC’de okullarda okutulan 6. sınıf Sosyal Bilgiler ders kitabında, Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti, Kurtuluş Savaşı, Barış Harekâtı ve Yavru Vatan’ın ilk Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’tan söz edilmediği ortaya çıktı.

Kitapları inceleyen eğitimciler, "Annan Planı’na evet diyen CTP iktidarı, BM Rum Uzlaşım Komisyonu’nun başındaki Canan Öztoprak ’ı alıp Milli Eğitim Bakanlığı’nın başına getirdi. İlk işleri de tarih kitaplarını değiştirmek oldu. Tarih konuşulduğunda Rum çocukları haklı çıkıyor, bizim çocuklarımız susuyor. Söyledikleri şey; ’Ne Türk’üm ne Rum’um, Kıbrıslıyım’ , istedikleri de bunu sağlamaktı" dedi.

Atatürk’ün adı ve resmi, bir kez kitabın başında o da "yasal zorunluluk" olduğu için kullanılırken, Hıristiyanlık ve Ortodoksluk mezhebi vurgusu dikkat çekiyor.

6. sınıf Sosyal Bilgiler kitabından ayrıntılar şöyle:
- Kurtuluş Savaşı’ndan, Kıbrıs Barış Harekâtı’ndan söz edilmeyen kitapta, Türkiye Cumhuriyeti’nin adının geçtiği tek bölüm; "Türkiye tarihi bugünkü Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde devlet kuran Türklerin tarihidir. 1071 Malazgirt Savaşı sonrası başlayan Türkiye tarihi beş bölüme ayrılmaktadır: Anadolu’da ilk Türk Beylikleri Dönemi, Anadolu Selçuklu Devleti Dönemi, Anadolu’da 2. Türk Beylikleri Dönemi, Osmanlı Devleti Dönemi, Türkiye Cumhuriyeti Dönemi" şeklinde. Türkiye Cumhuriyeti’nden sonra başka devlet varmışçasına "dönem" ifadesinin kullanılması dikkat çekiyor.
- Kitapta Osmanlı Devleti ayrıca anlatılmıyor ancak "Tarih Bilimi" başlıklı ilk ünite içinde "Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’un fethi, Osmanlı paraları, II. Mahmud, Sultan Abdülaziz, Osmanlıca, padişahların tahta çıkış tarihlerinin paralara nasıl basıldığı, tuğra, hicri takvim, miladi takvim, Osmanlı’nın parayı süs eşyası olarak da kullanması" gibi konular resimlerle desteklenerek aktarılıyor.
- Kitabın sonundaki "Sözlük" bölümünde 38 kelimenin anlamı veriliyor, bunlardan 13 tanesi dini bilgiye yönelik.

Türklere temizlik yaptık
Kıbrıs'ta tarihe "Kanlı Noel" olarak geçen, Rumların 21 Aralık 1963'te başlattığı silahlı saldırılarda, emekli Tabip Tuğgeneral Nihat İlhan'ın, evinin banyo küvetinde eşi ve üç çocuğunun öldürülmesiyle ilgili olarak Rum asker itirafta bulundu.

Savvas Şelis isimli eski bir Rum asker, "Temizlik operasyonu yaptık." dedi.

Politis gazetesine konuşan Şelis, "O gece bölgenin temizlik operasyonlarında yer alan gruplardan biri ateş ederek eve gitti. Grup kapıyı kırdı ve kapının arkasında birileriyle karşılaştı. Kapıya ateş açtılar ve sonra kaçtılar." diye konuştu.

İsrail uçakları Rum kesiminde
Kıbrıs Rum kesiminde yayımlanan Alithia gazetesi, İsrail savaş uçaklarının İran'a olası saldırı çerçevesinde Rum kesimi üzerinde 5 Şubat'ta tatbikat yaptığını öne sürdü.

Gazete, ABD'nin terörist olduklarından şüphelendiği kişileri taşıyan CIA uçaklarının Rum havaalanlarına 57 kez uğramalarının ardından, şimdi de İsrail savaş uçaklarının İran'a olası bombardımanla ilgili tatbikat çerçevesinde 'Lefkoşa FIR Hattı'nı ihlal ettiğini' yazdı.

Gazete, Rum Sivil Havacılığı'nın 6 İsrail uçağına uçuş izin verdiğini, ancak 26 İsrail uçağının Güney Kıbrıs hava sahasını toplu ihlal ederek göstermelik hava bombardımanı için eğitim uçuşu yaptığını belirtti.

Haberde, İsrail savaş uçaklarının Güney Kıbrıs hava sahasını, Cebelitarık yönünde Kıbrıs'ın güneybatısından ihlal ederek, yaklaşık iki bin kilometre irtifada uçuş yaptığı kaydedildi.

Alithia gazetesi, manşetten verdiği haberde ''5 Şubat 2007'de 26 İsrail savaş uçağı, 'Kıbrıs' hava sahasını toplu şekilde ihlal ederek, geniş ölçekli göstermelik bir bombardıman gerçekleştirdi. Filoya 5 tanker uçak (özel tasarım Boeing 707), 5 elektronik savaş uçağı, 4 adet F-15 (Amerikan Hava Kuvvetleri dışında yalnız İsrail'in sahip olduğu ve nükleer silah da taşıyabilen tek uçak tipi) ve F-16'lar katılıyordu" dedi.

Haberde ayrıca, "İsrail uçakları, 'Kıbrıs' (Rum) Sivil Havacılık Dairesi'nden izin istedi, ama yalnız altı uçak için. Güvenilir diplomatik bilgilere göre, İsrail Hava Kuvvetleri, İsrailli pilotların irtifa konusunda hazır ve tam eğitimli olabilmeleri için göstermelik bombardımanların da dahil olduğu eğitim görevleri gerçekleştiriyor" denildi.

Kıbrıs Rum kesiminde yayımlanan gazetede, "İsrail savaş uçakları, 'Kıbrıs' hava sahasını, Cebelitarık yönünde Kıbrıs'ın güneybatısından, ihlal ederek, yaklaşık 2 bin kilometre irtifada uçuşlar gerçekleştiriyorlar, çünkü İsrail İstihbarat Teşkilatı'nın bilgilerine göre, savaş uçaklarının İran'daki hedeflerini vurabilmeleri için bu irtifada uçmaları gerekiyor" ifadesine de yer verildi.

Tatbikata tanker uçaklarının ve elektronik savaş uçaklarının da katılmasının özellikle önemli görüldüğünü belirten gazete, "Çünkü İran'a yapılacak bir saldırıda elektronik savaş hakim rol oynayacak. İran'a olası bir saldırıda uzun mesafe, aday hedeflerin sayısının fazla olması ve bunların geniş satha yayılmış olması şeklinde üç temel zorlukla karşılaşacakları için İsrailli pilotlar bu tür tatbikatlarla eğitiliyor'' diye yazdı.

 

Rumlardan Türkleri yok etme planları
Klerides: Türkleri hiçbir zaman toplum olarak görmedik. Türkleri temizlemek için 1 saat 45 dakikamız var.





Kıbrıs Rum yönetimi eski liderlerinden Glafkos Klerides, Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un Kıbrıslı Türkleri hiçbir zaman toplum olarak görmediğini, onlara klasik azınlık haklarından başka hak tanımayı asla kabul etmediğini belirterek, ''Papdopulos, Kıbrıslı Türkleri azınlık olarak görüyor'' dedi.

Rumların Kıbrıslı Türkleri yok etme planlarını içeren Akritas Planının büyük bölümünü Papadopulos'un yazdığını kaydeden Klerides, Papadopulos'un, 1964'te ABD Büyükelçiliğine giderek meşhur, ''Türkler adaya çıkmaya kalkışırlarsa Kıbrıs'tan Türkleri temizlemek için 1 saat 45 dakikamız var'' sözlerini söylediğini de doğruladı.

''Sonunda olacak olan, Kuzey'deki rejimin doğrudan ayrı egemenlik olarak değil hukuki olarak tanınmasıdır'' diyen Klerides, ''Kendisine birkaç yıl verecekler ve ayrılış bugünkü bölücü hatlar temelinde gerçekleşecek'' ifadesini kullandı.

Rum kesiminde yayımlanan Politis gazetesi, Kıbrıs Rum Üniversitesinde öğretim görevlisi Niyazi Kızılyürek'in, Glafkos Klerides'in Kıbrıs sorunuyla ilgili anlattıklarını aktardığı, ''Glafkos Klerides: Bir Ülkenin Süreci'' isimli kitabından alıntı yaptı. Gazete, Glafkos Klerides'in, dönemin bilinmeyen siyasi gerçeklerine ışık tuttuğunu yazdı.

Klerides, 1960 Anayasasının işlevsel olduğunu ve Türkiye'nin arzusunun da anayasanın işlemesi yönünde olduğunu ifade ederek, o dönemde, Kıbrıs sorunununu, iki tarafının aşırılarının görüştüğüne dikkati çekti.

Klerides, ''Tasos Papadopulos'un Kıbrıslı Türkleri hiçbir zaman toplum olarak tanımadığını, aksine, onların (Türklerin) Kıbrıs Cumhuriyeti içerisinde azınlık olarak var olduklarına inandığını'' dile getirdi.

-1960 ANAYASASI-

Klerides, ''Türkiye'nin askeri hükümeti Amerikan unsurundan çok etkileniyordu. Amerikan unsurunun Kıbrıs'ta sükunet istediğinden şüphe yoktur, bu nedenle Türk politikası da değişti. Askerlerin politikası, 1960 Anayasasının işlemesi şeklindeydi'' dedi.

Aynı anayasayla ilgili olarak Klerides, şunları söylüyor:

''Temel konulardan biri olan vergiler konusu dışında hiçbir konu işleyemez değildi. Seçimler ve yine belediye yasaları gibi diğer konularda ayrı çoğunluk gerekiyordu. Bu engel yani vergiler meselesi aşılabilse devlet işleyebilirdi. Türk tarafı gelir vergilerinin artırılmasına olumlu oy kullanmadı çünkü Kıbrıslı Türklerin aleyhine bir vergi yükü getirecekti. Bu sorunun; hükümetin Kıbrıslı Türklerin ve Rumların eğitim harcamalarını üstlenmesiyle çözülmesi önerildi. Kıbrıs Türk tarafıyla yapılan müzakerelerde bu çözüm üzerinde uzlaşıldı, Kıbrıs Türk tarafı protokol istedi. Protokole Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanı Muavini, Meclis Başkanı ve Cemaat Meclislerinin başkanları tarafından imza atıldı ve Kıbrıs Rum tarafı Anayasal değişiklik istedi. Kıbrıslı Rumların talebinin dayanakları mantıktan çok duygusaldı ve Kıbrıs Rum liderliği (Başpiskopos III. Makarios, Polikarpos Yorgacis ve Tasos Papadopulos) halka 'Anayasa'nın düzeltilmeye başlandığını' göstermek istiyordu. Kıbrıslı Rumların, protokolün geçerli olup olamayacağına dair yurt dışından olumlu görüş almalarına rağmen nihayetinde sorun çözülmedi ve bunu 1964'te olanlar izledi.''

-PAPADOPULOS FEDERASYONA KARŞI ÇIKMIŞTI-

Politis'e göre, kitabın ilgi çekici yönleri arasında, 1975-1976 olaylarının anlatımı var. Kıbrıs Rum tarafının müzakerecisi Glafkos Klerides iki toplumlu iki kesimli federasyonu kabul etmişti. Aynı şeyi Kostantin Karamanlis de yaptı.

Müzakerelerde Klerides'e eşlik eden Tasos Papadopulos ve Mihalakis Triantafillidis böyle bir çözümün aleyhinde tavır aldılar ve Makarios bir ikilemle karşı karşıya kaldı.

Klerides'in Rauf Denktaş'a verme inisiyatifini üstlendiği meşhur haritanın yayınlanmasıyla birlikte Klerides müzakerecilikten istifa etti.

-''1 SAAT 45 DAKİKADA TÜRKLERİ ADADAN TEMİZLERİZ''-

Klerides'in, şimdiki Rum lideri Tasos Papadopulos hakkında söyledikleri de kitabın en ilgi çekici bölümlerinden biri.

Klerides, Tasos Papadopulos'un 1964'te harekatın gerçekleşmesi durumunda Kıbrıslı Türkleri temizlemeleri konusunda çeşitli istikametlere telefon ederken yakalandığını söyledi.

''Bunu Yorgacis ve Makarios da onayladı. Kendisine 'Bizi, suç işlemekle suçlanacağımız bir yöne sürüklüyorsunuz, durunuz' dediler. Ancak, böyle düşünceleri vardı'' diyen Klerides, bu sözleriyle Makarios Drusiotis'in kitabında yer verdiği, Tasos Papdaoulos'un 1964'te Amarikan Büyükelçiliğini ziyaret ederek Türkiye'nin Kıbrıs'a müdahale etmesi etmesi durumunda ''Türkleri Kıbrıs'tan temizlemek için 1 saat 45 dakikamız var' (we have 1 hour and 45 seconds to clean up the Turks from Cyprus) sözlerini söylediğini doğruladı.

-''AKRİTAS PLANININ BÜYÜK BÖLÜMÜNÜ PAPADOPULOS YAZDI''-

Klerides, Akritas planının yazılması konusunda yöneltilen sorulara verdiği yanıttaysa şunları söylüyor:

''Söz konusu çalışmanın yazım işinin büyük bölümünü Polikarpos Yorgacis'ten çok Tasos Papadopulos'un yaptığına inanıyorum. Yorgacis, o belgeyi hazırlayacak hukuki olanağa ve eğitim düzeyine sahip değildi. Ben, işin çoğunun Tasos Papadopulos tarafından yapıldığını değerlendiriyorum.''

Politis gazetesine göre, Klerides'in bu değerlendirmesi kitapta havada bırakılmıyor ve Klerides ilk kez, EOKA mücadelesini 1960'lı yıllarda devam ettirmek isteyen ''örgüte'' bir miktar katıldığını ilk kez itiraf ediyor. Klerides dışında, ona oranla daha az olmak üzere Spiros Kiprianu da katıldı, ancak başkanı Polikarpos Yorgacis ve başkan yardımcısı da Tasos Papadopulos'tu.

-''TÜRKLERİN, KLASİK AZINLIK HAKLARINI AŞAN HER TALEBİNİ REDDEDİYORDU''-

Klerides, 1974 öncesi dönemle ilgili olarak, şunları anlattı:

''İki toplum arasında işbirliği yöntemleri bulunmasına yönelik ne zaman çaba harcansa Tasos her zaman; (Kıbrıslı Türlerin) 'bir azınlık olduklarını anlamaları gerektiğini ve azınlık haklarından fazlasını istediklerini' söylüyordu. Tasos, Türk tarafının isteyebileceği klasik azınlık haklarını aşan her her şeyi aşırı buluyor ve karşı çıkıyordu. İki toplum düşüncesi yoktu.''

Glafkos Klerides'e göre, Tasos Papadopulos'un Kofi Annan'ın planını kabul etmekteki sorunlarından biri, planın iki toplumun siyasi eşitlikten söz etmesiydi.

Kitabın yazarı Niyazi Kızlıyürek, ''Kıbrıs''ın Avrupa Birliği'ne (AB) üye olmasıyla meydana gelen konjonktürle çözüm momentumu yitirildiğini kaydetti. Kızılyürek, kitabını, Klerides'in şu sözleriyle sonlandırdı: ''Sonunda olacak olan, Kuzey'deki rejimin doğrudan ayrı egemenlik olarak değil hukuki olarak tanınmasıdır. Kendisine birkaç yıl verecekler ve ayrılış bugünkü bölücü hatlar temelinde gerçekleşecek.''

 

KKTC 10 ülkede temsilcilik açıyor
Kıbrıs’la ilgili son gelişmeler Ankara’da masaya yatırılıyor. KKTC Dışişleri Bakanı Turgay Avcı, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’le görüşerek ortak strateji belirleyecek.

GKRY'nin Doğu Akdeniz’de petrol ve doğalgaz aranmasına yönelik girişimlerinin yarattığı gerginlik sürerken, KKTC Dışişleri Bakanı Turgay Avcı Ankara’ya geldi.

NTV’nin sorularını yanıtlayan Avcı, Rum yönetiminin girişimlerini sürdürmesinin, bölgedeki iyi niyet ortamını zedeleyeceği uyarısında bulundu. Avcı, KKTC’nin yıl sonuna kadar 10 ülkede yeni temsilcilik açacağını da açıkladı.

Kıbrıs’la ilgili son gelişmeler Ankara’da masaya yatırılıyor. KKTC Dışişleri Bakanı Turgay Avcı, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’le görüşerek ortak strateji belirleyecek.

Gündem maddelerinin başında, güney Kıbrıs Rum yönetimi’nin doğu Akdeniz’de petrol ve doğalgaz aranmasına yönelik girişimleri geliyor.

Avcı, Rum yönetiminin Türkiye ile AB, komşu ülkeler ve uluslararası şirketler arasında kriz yaratmaya çalıştığını söyleyerek, “Böyle bir davranış, bunu sürdürmek bölgede Akdeniz’de ve Kıbrıs’ta bizim uzun bir süredir ortaya koyduğumuz uzlaşıyı, iyi niyet ortamını ve bir de kapsamlı bir çözüm arayışını zedeleyecektir” dedi.

Avcı, AB’nin gündemindeki doğrudan ticaret tüzüğüyle ilgili gelişmeleri değerlendirirken, Rum yönetiminin “Kıbrıslı Türkler ürünlerini güneydeki limanlardan ihraç etsin” önerisine tepki gösterdi. Avcı, “Bu bizim tarafımızdan kesinlikle kabul edilemez. En önemli çizgiler burada. Kuzeydeki limanların doğrudan ticaret tüzüğü kapsamında olmasını kabul edebiliriz” görüşünü dile getirdi.

Gelecek hafta Brüksel’e gidecek KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın da bu mesajı vereceğini söyleyen Avcı, Ercan Havaalanı’nın da ihracat yapılırken kullanılması için girişimlerde bulunduklarını belirtti.

Avcı, yıl sonuna kadar 10 ülkede yeni temsilcilik açacaklarını da açıkladı.

'İslam dünyası KKTC'nin yanında'
İslam Konferansı Teşkilatı (İKT) Genel Sekreteri Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu, İslam dünyası kamuoyunun, Kıbrıslı Türkler'in yasal haklarına ve barışçı mücadelelerine canı gönülden destek verdiğini vurguladı.

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, çözümü istemeyerek barışı reddeden Kıbrıs Rum tarafının, Kıbrıslı Türkler nerede bir nefes borusu bulsa, koşup orayı kapatmak için adete yarşıtığını söyledi. İslam Konferansı Teşkilatı (İKT) Genel Sekreteri Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu, İslam dünyası kamuoyunun, Kıbrıslı Türkler'in yasal haklarına ve barışçı mücadelelerine canı gönülden destek verdiğini vurguladı. Cumhurbaşkanı Talat, Yakın Doğu Üniversitesi'nin düzenlediği uluslararası çevre konferansına katılmak üzere bugün KKTC'ye gelen İslam Konferansı Teşkilatı (İKT) Genel Sekreteri İhsanoğlu'nu makamında kabul etti. İhsanoğlu, İKT'nin Kıbrıs Türkleri'nin haklı davlarında her zaman yanlarında olduğunu, eşit, siyasal ve tarihesl haklarının korunması ve dünya insanlık ailesi içinde layık olduğu yeri alabilmesi için elinden gelen desteği verdiğini ve vermeyi sürdüreceğini kaydetti. Son 2 yıl içinde Kıbrıs Türk hükümetinin aldığı ilkeli kararlar ve işbirliği sayesinde bu anlayışın daha ileriye götürülebileceğini ifade eden İhsanoğlu, ''Bizim hedefimiz, Kıbrıs'taki siyasi çözümün uluslararası camiada kabul görmesi, Kıbrıslı kardeşlerimizin bütün siyasi haklarını ve uluslararası anlaşmalardan doğan tüm haklarını elde etmeleri ve kendilerine reva görülen bu haksız ambargonun, siyasi ve ekonomik izolasyonun kaldırılmasıdır'' dedi. İKT Parlamentolar Birliği'nin Kuala Lumpur'da aldığı kararların da bu yönde olduğuna işaret eden İhsanoğlu, bunun, daha önce alınan kararlara ek olduğunu bildirdi. İhsanoğlu, KKTC'nin İKT üyesi ülkelerle etkin bir ilişkiye girerek, ekonomik izolasyonu kırması, ekonomik, toplumsal ve kültürel ilişkileri geliştirmesi gerektiğine değindi.

TALAT: ''İKT'NİN DESTEĞİ CESARET VERİCİ''

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat da, İKT'nin, Kıbrıs Türk halkının haklı davasına destek veren en önemli örgütlerden biri olduğunu ifade ederek, buna müteşekkir olduklarını söyledi. İKT'nin verdiği desteğin cesaret verici olduğunu, halkın geleceğe daha bir umutla bakmasını sağlayan önemli bir destek ve Kıbrıs Türk halkının önünü açacak önemli bir vaat olduğunu ifade eden Talat, ''Kıbrıslı Türkler'in bugüne kadar ortaya koyduğu politikanın, izolasyonların kaldırılarak dünyayla bütünleşmesi mücadelesini aynen sürdüreceğini de bir kere daha vurgulamak istiyorum'' dedi. Kıbrıs Türk halkının barışçı olduğunu ve Ada'nın birleşmesini istediğini ifade eden Talat, bunun için uğraştıklarını ve bunu ''self determinasyon'' hakkını kullanarak, sandığa giderek verdikleri oyla da kanıtladıklarını anlattı. Talat, çözüm için ellerinden gelen herşeyi yaptıklarını, ancak Avrupa Birliği'ne girmiş olan ve bundan dolayı da kendileriyle görüşmekten kaçınan Kıbrıs Rum liderliğinin karşı duruşu nedeniyle çözümü gerçekleştiremediklerini kaydetti.

"NEFES BORUMUZU KAPATMAK İÇİN YARIŞIYORLAR''

Temel Kıbrıs sorunu politikasından vazgeçmediklerini, çözüm ve barış istediklerini, Kıbrıs sorununun bitirilmesini beklerken de tecrit altında olmayı bulunmayı hazmedemediklerini ifade eden Talat, şöyle konuştu: ''Hem çözümü istemeyeceksin, barışı reddedeceksin, hem de Kıbrıslı Türkleri izole etmeye devam edeceksin. Nerede küçük bir nefes borusu bulsak, Kıbrıslı Türkler olarak, koşup orayı kapatmak için adeta Kıbrıs Rum tarafı yarışıyor. Ben eminim, İKT üyesi ülkelerin başkentlerinde sürekli faaliyet halindedirler. Sürekli olarak uluslararası hukuk diye, dünyadaki ilişkilerini zorlama, tehdit altına alma çabasıyla o ülkeleri yıldırmaya çalışmaktadır. Ancak bunlar büyük haksızlıklardır. Ben biliyorum ve inanıyorum ki, İKT ve üye devletleri Kıbrıs Rum tarafının bu haksız yaklaşıma prim vermemiştir ve vermeyecektir de.'' Talat, İKT'nin kendilerine destek vermekle, barışa ve dostluğa destek verdiğini kaydetti. İhsanoğlu, Cumhurbaşkanı Talat'ın ardından yeniden söz alarak, üye devletlerin, İKT'de değişik zamanlarda alınan kararların arkasında durduğunun altını çizerek, ''İslam dünyası kamuoyu Kıbrıslı Türkler'in bu meşru haklarına ve barışçı mücadelelerine canı gönülden destek vermektedir'' dedi. Kıbrıslı Türkler'in sahip olduğu topraklarda tarihsel hakları ve uluslararası taahhütlerle anlaşmalardan doğan hakları olduğuna işaret eden İhsanoğlu, Kıbrıslı Türkler'in sahip olduğu hakların daha altında haklara sahip olan bazı örneklerde, uluslararası camianın büyük çabalar harcayıp onları çözdüğünü, Kıbrıs davasının bu biçimde sürüncemede bırakılmasının ise anlaşılmaz olduğunu söyledi. İsanoğlu'na KKTC ziyaretinde, danışmanı Ufuk Gökçen ve İKT İslam Tarih, Sanat ve Kültür Araştırmaları Direktörü Halit Eren eşlik ediyor. Cumhurbaşkanı Talat, görüşmenin ardından, İhsanoğlu onuruna yemek verdi.

KKTC

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

    BANDIRMANIN KURTULUŞ GÜNÜ BAYRAMI 17 EYLÜL PAZARTESİ GÜNÜ DÜZENLENEN TÖRENLER İLE COŞKUYLA KUTLANDI.. Balıkesirin Bandırma ilçesinin düşman işgalinden kurtuluşunun 85.ci yıldönümü,17 Eylül Pazartesi Günü,düzenlenen tören ve etkinliklerle,coşku içinde kutlandı.Sabah,Bandırma Cumhuriyet meydanındaki Atatürk anıtına çelenklerin sunulması ve saygı duruşuyla başlayan,Kurtuluş bayramı tören ve etkinleri,daha sonra,resmi geçit töreniyle devam etti. Ardından,Bandırmada,düşmana son kurşunun atıldığı,Ayyıldıztepede,Son Kurşun anıtında bir tören gerçekleştirildi.

  • Ana Sayfa
  • Profilim
  • Arşiv

Bağlantılarım

Blogcu ile yapıldı